DOLAR

17,9527$% -0.02

EURO

18,3048% -0.04

GRAM ALTIN

1.031,54%0,04

ÇEYREK ALTIN

1.689,00%-0,06

BİST100

2.795,06%1,62

BİTCOİN

427123฿%2.18397

İmsak Vakti a 04:17
İstanbul AÇIK 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
ataşehir escort
a

Borç Kalan Mirası Ödemek Zorunda Mısınız?

borç kalan mirası ödemek zorunda mısınız?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Borç Kalan Miras konusu irdelendiğinde karşımıza çıkan sonuçlardan birisi de her zaman mal varlıklarının miras olarak kalmama durumudur. Bazı durumlarda miras bırakan borç da bırakabilir. Bu durumda terekenin borcu batık olması söz konusudur. Tereke miras bırakanın alacakları, borçları ve mal varlığının bütünüdür kısacası geride bıraktığı ne varsa odur.

Tereke borca batıksa yani borçlar alacak ve mal varlığından çok ise mirasçılar bu borcu ödemek zorunda mıdır? Miras kaldı evi kabul edip borçları kabul etmeyebilir miyim? Miras olarak ödeyemeyeceğim kadar borç kalmış ne yapmalıyım? Borcum var reddi miras yapabilir miyim? gibi birçok soru olabilir kafanızda. Bu yazı size bu konuda yol göstermek ve aklınızdaki birçok soruyu cevaplamak için hazırlanmıştır.

Terekenin Borca Batık Olduğunu Nasıl Öğrenebilirim?

Terekenin borca batık olması demek, miras bırakanın borçlarının, alacaklarından ve mal varlığından daha çok olması durumudur. Miras bırakan öldüğü zaman tereke açılır ve mal varlığı tespit edilir. Terekede borç çok fazla ise bu durumda miras bırakanın yasal ya da atanmış mirasçıları mirası reddedebilir. Bu duruma mirasın reddi denir.

Eğer miras kabul edilirse, borçlar terekeden değil mirasın kendilerine kaldığı kişiler, şahsen ve mal varlıklarıyla sorumlu olurlar. Miras hukukunda külli halefiyet ilkesi geçerli olduğundan, mirasçı talep etmese de miras, mirasçılara geçer. Bu yüzden borçlar da direkt olarak mirasçıya geçeceğinden bu durumlar için mirasın reddi diye bir durum vardır.

miras borçları

miras borcu ödenmeli mi?

Miras bırakan ölmeden önce mirasın reddedemezsiniz. Pratikte de ölmeyen birinin mirası kalmadığı için zaten reddetmek mümkün olmaz. Yani miras hakkı ortaya çıkmadığı için bu durumda mirası red de edemezsiniz. Ölmeden önce ancak mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir ya da miras hakkı başkasına devredilebilir. Mirasın reddini sadece atanmış mirasçılar ve yasal mirasçılar talep edebilir. Mirasın reddi iki şekilde gerçekleşir.

  1. Mirasın Gerçek Reddi: Mirasçılar ayırt etme gücüne sahip ve ergin ise mirası kayıtsız şartsız reddettiklerini yazılı ya da sözlü olarak miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak taleplerinin bildirebilirler. Mirası gerçek anlamda red edebilmek için halefiyet gereği miras mirasçılara geçmiş olmalı ve miras bırakan ölmüş olmalıdır. Reddin belli bir şekil şartı olmadığından istediğiniz gibi mirası red edebilirsiniz. Mahkemeye ister yazılı isterseniz de sözlü olarak bildirdiğiniz takdirde mirası red etmiş olacaksınız.
  2. Mirasın Hükmen Reddi: Miras bırakanın öldüğü zaman diliminde ödemeden aczi açıkça belli ve resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılacaktır. Hükmen redde irade açıklaması gerekmez. Miras bırakanın ödemeden aczinin bulunması yeterlidir. Yani miras bırakanın icra borçları ya da daha önce haciz gelmiş ise malına bu durumda aczi belli demektir.

Fiil ehliyeti olmayan yani yaptığı işin önemini kavrayamayacak derecede olmayan mirasçılar mirası reddedemeyeceklerdir. Bu kişiler akıl sağlığı yerinde olmayanlar ya da küçük yaşta çocuklar olabilir. Mirasçı yerine varsa vasi ya da yasal temsilcisi mirası red edebilir. Vesayet altındaki kişilerin vasisinin beyanına ek olarak sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemelerinin de izni gereklidir.

Bu karar önemli bir karardır. Terekedeki borçlar ödenmeyecektir ancak artık mirasçı, kimden miras kalmış ise onun mirasçısı olamayacaktır. Eşler arasında mal ortaklığı rejimi benimsenmişse bu durumda eşlerden birinin rızası olmadan diğer eş ortaklık malına girecek bir malı reddedemez ve terekenin borca batık olması durumunda da mirası kabul edemez.

Mirasın Reddi Şarta Bağlanabilir Mi?

Mirası kayıtsız ve şartsız bir şekilde red etmek gerekir. Örneğin evi bana verirseniz mirası red ederim gibi bir durum olmaz. Ya da evlenmeme izin verirseniz mirası red ederim gibi bir beyanda da bulunamazsınız. Mirasın reddi şarta bağlandığı takdirde geçersiz olacağı için mirasçı mirası almak durumundadır.

Ancak bunun istisnası; mirası reddeden mirasçılar kendilerinden sonra gelen mirasçıların, mirasın resmi tasfiyesinden önce, mirası kabul veya redde icabet etmelerini talep edebilirler. Bu durumda red o mirasçılara tebliğ edilir ve mirasçılar 1 ay içinde mirası kabul etmezse bu durumda miras onlar tarafından da reddedilmiş sayılır. Mirasçıların borçtan sorumluluğu bu kapsamda incelenmesi gereken bir dava konusudur.

Mirasın Reddi İşlemleri Nasıl Yapılır?

Mirasçı, miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sözlü olarak ya da yazılı dilekçe ile mirası reddedebilir. Kabul etmediğinizi söylerken kayıtsız şartsız kabul etmemeniz gerekir. Mirasın reddedilmesi için üç aylık süre vardır ve bu süre hak düşürücüdür. Eğer bu süre içerisinde mirası red etmezseniz mirası kabul etmiş sayılırsınız. Miras bırakanın ölümünden itibaren ya da mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 3 aylık süre içinde mirasın red ettiğinize dair açıklamada bulunmak zorundasınız.

miras borcunu reddetmek

miras borcu nasıl reddedilir?

Burada üç aylık süre yasal mirasçıların mirasçı olduklarını öğrenmesiyle, atanmış mirasçılar için ise tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Bu sürede iki tür mirasçılar (yasal ya da miras bırakan tarafından atanmış mirasçılar) mirası reddetmezler ise haklarıyla ve borçlarıyla birlikte miras kazanılmış olacaktır.

Resmi defter tutulması gündemde ise bu durumda red süresi 1 aydır. Bir aylık süre, tereke defterini tutan Sulh Mahkemesi’nin mirasçıları tereke hakkında kararı açıklamak üzere mahkemeye davet ettiği çağrının mirasçılara tebliği ile başlar. Resmi defter tutulduğunda defter incelemesi bittikten sonra mirasçı mirası reddettiğini, mirasın resmi tasfiyesini istediğini ya da mirası kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan etmelidir. Ek süre verilmesini gerektiren haller varsa bu durumda hakim ek süre de verebilir.

Mirasın red etme açıklaması aldatma, korkutma, yanılma gibi sebeplerden dolayı yapılmamışsa Sulh Hakimi tescil işlemini yapar. Bu durumda redden dönmek mümkün değildir. Ancak mirasçı red beyanında bulunurken yanılma, aldatma ve korkutma gibi sebepler ile bu şekilde iradesini kullanmışsa reddin iptalini isteyebilir. Örneğin; mirasçıya mirasın hep borçtan ibaret olduğunun söylenilmesi ya da sahte evrak düzenlenerek sanki hep borç varmış gibi gösterilmesi ya da malın değerinin düşük gösterilmesi gibi durumlarda mirasçı kandırıldığını söyleyip mirası red etmekten vazgeçebilir.

Mirasçı Hangi İşlemleri Yaparsa Mirası Red Hakkını Kaybeder?

Mirasçılardan biri eğer terekenin olağan işleri dışında miras işlerinin yürütülmesi için gerekli işler dışında başkaca işler yaparsa bu durumda mirası üstü kapalı şekilde kabul etmiş sayılır. Bu durumda bu mirasçının mirası red hakkı ortadan kalkar. Yapılan işlerin ya da işlemlerin olağan olup olmaması işlemin önemine göre belirlenecektir. Örneğin; mirasçı miras kalan taşınmazı gerekmediği halde yenilemeye başlamışsa ya da tadilat başlatmışsa bu durumda mirası kabul etmiş sayılacaktır.

Diyelim ki eve hırsız girdi ve yeni kapı ile demir korkuluk taktırmak durumunda kaldı ise bu durumda mirası kabul etmiş sayılmaz. Bu iş olağan bir iştir ve evin korunması için gereklidir. Ama mirasçı miras ile ilgili hak düşürücü süreler ya da zamanaşımı ile ilgili konularda dava açar ya da hacze başvurursa bu durumda ret hakkı ortadan kalkmayacaktır. Burada miras üzerinde işlem yapılmış olmaz tam tersi mirasın menfaatinin korunması için bu işlemler yapılır.

Aynı şekilde dul ve yetim maaşı almak da red hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Eğer miras olarak daha çok borç kalmış ise dul ve yetim maaşım elimden gider korkusu ile mirası kabul etmeye çalışmayın çünkü dul ve yetim aylığı mirasın reddinden etkilenmeyecektir. Mirasçı eğer terekeye ait olan bir malı gizlerse ya da kendine mal ederse bu durumda red hakkı düşecektir. Mirası istemiyorum deyip miras içinde bulunan bir malı kabul etmek ve almak mirasın reddine aykırı olacağı için bu yüzden de mirası reddetmemişsiniz gibi borçlar da miras kalacaktır.

Devamını Oku

Pandemi Koşullarında Sağlıkçılar ve Hasta Hakları

pandemi koşullarında sağlıkçılar ve hasta hakları
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda çok fazla sağlıkta şiddet haberleri duymaya başladık. Sağlıkçılara uygulanan bu şiddetin ne kadarı haklı ne kadarı haksızdır. İlk olarak şunu belirtmekte fayda var ki şiddetin her türlüsü haksızdır. Şiddet uygulandığı zaman haklı iseniz bile haksız konuma gelirsiniz. Bu sebeple de haklıyım dövdüm haklıyım hakaret ettim gibi mazeretler haklı sebep olamaz.

Hastalar kanunda belirlenen bazı geniş çaplı yasal haklara sahiptir. Ancak bu hakların arasında hiçbir zaman darp etme hakkı gibi bir hak bulunmamaktadır. Pandemi süreci hepimizin ayarları ile oynadı. Sağlık problemleri, kapanma sonucu ekonomik sıkıntılar, işsizlik gibi faktörler herkesin sinir yaylarını yeterince gerdi. Bunların üzerimizde oluşturduğu etkiyi atamadığımız için gereksiz yerlerde ve gereksiz şekilde aslında birbirimize patlıyoruz. Daha normal bir ortam olsa herkes medeni bir şekilde problemleri konuşup çözebilir. Nezaket ve üslup aslında tüm sıkıntılı durumların üstesinden gelebilir.

Sağlıkçıların Ve Vatandaşların Tahammül Sınırı Nereye Kadar İndi?

Bu yazında hani haklardan bahsedecektin sağlıkçıları koruyup durdun gibi düşünenler olabilir. Haklar kolay onlar anlatılır, tartışılır. Ancak önemli olan empati yapabilmek. 48 saatlik nöbet periyotları, pandeminin zor koşulları, ailelerine virüs bulaştırma korkusu, aldıkları ücretlerin yetersiz olması gibi sebepler sağlıkçıları da ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Bu süreçte onlar canla başla çalışmasaydı şuan daha kötü durumda olabilirdik. Bu kadar problem onların da ister istemez sinirlerinin ayarı ile oynadı.

Size kendi yaşadığım durumdan bahsedeyim. Diş hastanesinde randevum vardı ve kimsenin hakkına girmemek için evden bayağı erken çıktım otobüse bindim. Biraz ilerledikten sonra öndeki araçlar kaza yapmış ve otobüs milim hareket etmiyor. Yaklaşık 1 saatte 10 dakikalık yolu anca gittik. Tabi ilk randevu olduğu için randevu zamanımdan 10 dakika gitmiş. Girdim doktor haklı olarak neden saatinizde randevuya gelmediniz işleminiz yarım saatten fazla sürecek diğer hastayı nasıl bekleteyim yaptığınız doğru mu dedi? Sabahtan beri trafikte olma ve geç kalma korkusunun oluşturduğu sinirden olmalı. Ben mi yaptım trafikteki kazayı dedim, elimden geleni yaptım erken çıktım kimsenin hakkına girmemek için ama yetişemedim ne yapayım diye sesim yükselmiş. Doktor da tabi ki size düzgünce söylüyorum neden böyle tepki veriyorsunuz, ben ne yapayım hastayı mı almayayım dedi. Sonra durdum aslında ikimizin de kasıtlı yaptığı bir hareket yoktu. Kusura bakmayın trafikte gerildim, sonrakinin hakkına da girmeyeyim diye erken çıktım ama muhtemelen trafikte gerildim size patladım dedim. O da aynı şekilde siz de kusura bakmayın dedi. Anlık bir durakladığımız takdirde aslında yaptığımız şeylerin ne kadar boş olduğunun farkına varmış olacağız.

 Genel Olarak Hasta Hakkı Nelerdir?

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı en temel hasta haklarından olmak ile birlikte içerisinde adalet ve hakkaniyete uygun olarak faydalanma, bilgi isteme, sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme hakkı, personeli tanıma, seçme ve değiştirme, öncelik sırasının belirlenmesini isteme, tıbbi kriterlere uygun teşhis, tedavi ve bakım, tıbbi gereklilikler dışında müdahale yasağı, ötenazi yasağı, tıbbi özen gösterilmesi gibi hakları kapsar.

Bu saydığım kapsamda haklarınızı kısaca özetlemek gerekirse eşit olarak sağlık hizmetlerinden faydalanmalısınız. Birinin parası çok diye ya da para verdi diye diğer hastadan üstün olamaz. İstediğiniz hastanede muayene ve tedavi de olabilirsiniz kimse bu hakkınızı engelleyemez. Her zaman yanlış anlaşılan bir hak olan personeli tanıma, seçme ve değiştirme hakkıdır. Bu hak tam olarak şöyledir. Hastanede o bölüme bakabilecek ve o gün görevli doktorlardan istediğinizi seçebilirsiniz. Ama o gün görevli olmayan ya da nöbetçi tek doktor ise o konuda bu durumda seçme sınırınız bu kriterlere kadardır. Yoksa ben seni istemiyorum başka doktor gelsin gibi bir durum söz konusu olamaz. Evet, siz vatandaşsınız ancak karşınızda da size hizmet etmeye çalışan başka bir vatandaş duruyor. Diyelim ki doktor saygısızlık yaptı çıkın başhekime verin şikayet dilekçenizi işinize bakın.

Çok fazla karıştırılan öncelik sırasının belirlenmesine gelelim. Eğer hastane ya da sağlık kuruluşunun hizmeti yetersiz ise yani yeterli doktor yoksa bu durumda hastanın durumunun önem ve acilliğine göre doktordan öncelik belirlemesini isteyebilirsiniz. Örneği kan kaybeden bir hasta ile karnı ağrıyan bir hastanın öncelik sırası farklıdır. Doktor tıbbın gerektirdiği konulardan fazlasına müdahale edemeyecek ve bedensel bütünlüğünüzü korumak ile yükümlü olacaktır. Hep duyulur ameliyat sırasında içerde gazlı bez ya da makas unutulmuş olabiliyor. Bu durumlarda gerekli yerlere şikayetinizi yapmanız gereklidir. Ötenazi ülkemizde kanunen yasaktır. Siz ne kadar isteseniz de şikayet de etseniz doktor bu isteğinizi yerine getiremez. Diğer haklar ise okunduğunda da anlaşılabilecek haklardandır.

Her hasta sağlık durumu ile ilgili bilgi alma hakkına sahiptir. Sağlık çalışanı hastalığın nasıl ilerleyeceğini, tedavi sürecini ve müdahalenin nasıl ve ne şekilde yapılacağı gibi konular hakkında hastaya bilgi vermek zorundadır. Bunlara ek olarak da hasta sağlık durumu ile ilgili kayıtları inceleme ve kayıtların düzeltilmesini isteme hakkına sahiptir. Sağlık çalışanının bilgi verme zorunluluğu bulunur. Ancak bazı durumlar kanunda düzenlenen bilgi verilmesinin caiz olmadığı ve tedbir alınması gereken haller olarak düzenlenmiştir.

pandemide sağlıkçı ve hastalar

pandemi döneminde sağlıkçı ve hasta hakları

Bilgi verildiği takdirde hastanın sağlık durumu ve tedavisi tehlikeye girecek ise ya da ruhsal olarak kötü olup hastalığı daha da ilerleyecek ise bu durumda hasta yerine ailesi bilgilendirilir. Bazı durumlarda ise hastanın kendisi ailesinin ya da kendisinin bilgilendirilmesini yasaklayabilir. Ancak bu durumda karar hastadan yazılı olarak alınır. Eğer kanunlarda bilgilendirilmesini yasaklama gibi durum yasal olarak imkansız ise bu durumda bu hakkını kullanamaz. Örneğin salgın hastalıklarda hastalığın gizlenmesi ve tedbir alınmaması salgını büyüteceğinden ya da yakınlarını tehlikeye atacağından bu durumda bu konuda bilgilendirilmenin yasaklanmasını isteyemez.

Hastanelerde isteyebileceğiniz hasta haklarının korunması başlığı ile düzenlenen diğer haklarınıza gelelim;

Mahremiyete saygı gösterilmesini isteyebilirsiniz. Sadece müdahaleyi yapacak sağlık çalışanı ile muhatap olmak istemeniz en doğal hakkınızdır. Rızanız olmadan tıbbi müdahalelere tabi tutulamazsınız. Ancak kanun bunun istisnasını düzenlemiştir. Eğer kişinin suç işlediği ya da suça dair üzerinde delil bulundurduğu kanaatine varılmışsa bu durumda müdahale mümkündür. Örneğin uyuşturucu ticaretlerinde bazen deri altına uyuşturucu dikilmiş olabiliyor ya da midesinde kapsül olarak uyuşturucu madde taşınıyor olabiliyor. Bu durumda kişi istemese de ameliyata sokulup mide ya da derideki o malzemelerin çıkartılması gereklidir. Hasta olarak bilgilerinizin gizli kalmasını isteme hakkınız vardır. Bu bilgiler kimseyle paylaşılamaz.

Tıbbi müdahalelerde rızanız olması gerekir ve genelde rıza formu doldurursunuz. İstediğiniz zaman tedaviyi reddedebilir ya da durdurabilirsiniz. Eğer üzerinizde alışılmışın dışında bir tedavi denenmesi isteniyorsa bu tedavinin daha önce hayvanlar üzerinde denenmiş ve etkisi kanıtlanmış tedavilerden olması gerekir ve sizin de bu tedaviye rızanızın olması gereklidir.

Organ ve doku alınmasında rızanızın olması gereklidir ancak 18 yaşını doldurmamış ya da ayırt etme gücünü yoksa kişinin, bu kimselerden organ ve doku alınamaz. En çok tartışılan konulardan birisi ise aile planlaması ve gebeliğin sona erdirilmesidir. Gebelik eşin rızası alınmadığı müddetçe sonlandırılamaz. Ancak başka durumlar varsa eşin ortada olmaması, babanın belli olmaması, kötü muamele, eşe karşı insanlığa yakışmayacak davranışlarda bulunma gibi bu durumda eşin rızası aranmaz.

Tıbbi araştırmalarda gönüllü olarak yer alacağınız durumlarda ise öncelikle bakanlık izni ve rızası olmalı yoksa ilaç kullanımında denek olarak kullanılamazsınız.

Diğer Haklar Nelerdir?

Diğer haklar ise çok çeşitli haklar olmak ile birlikte sağlık kuruluşunda güvenliğinizin sağlanması gereklidir. Dini vecibelerinizi yerine getirebilmeniz için uygun ortam kuruluşça hazırlanmış olmalıdır. Hastalara ve yakınlarına sağlık personeli düzgün davranmak durumundadır. Refakatçi ve ziyaretçi gibi durumlarda gereken kolaylığı sağlamak ve gerekli tedbirleri almak durumundadır. Bunlara ek olarak da eğer doğal afet, koruyucu sağlık hizmetleri ya da sağlık kuruluşuna gidememe gibi durumlar varsa bulunduğunuz yerde sağlık hizmeti alma hakkınız da vardır.

Unutmayın haklarımız önemlidir ve korunması gereklidir. Ancak haklarımızı korumak adına kimsenin hakkına da saygısızlık etmeyelim.

Devamını Oku

Boşanma Davası Nasıl Açılır? Dava Aşamaları, Anlaşma Protokolü

boşanma davası nasıl açılır? dava aşamaları, anlaşma protokolü
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Kadın ve erkek farklı düşünceler ile evlenmek isteyebilirler. Kimi sevdiği erkek ya da kadın ile ömür boyu yaşamak ister kimi çocuk sahibi olmak ister kimi ise sadece evlenmek isteyebilir. Bu amaçlara daha farklı amaçlar da eklenebilir. Kişilerin hangi amaçlar ile evlendiği kendini ilgilendirir ancak evlenme birçok şeyin de başlangıcıdır.

Kadın ve erkek evlenip aynı evde yaşamaya başlar. İlk zamanlar cicim ayları dediğimiz aylardan olduğu için eşler birbirinin kusurunu hoş görebilir. Zaman ilerledikçe ilk zamanların büyüsü gider ve eşler birbirlerine sevmediği şekilde davranmaya başlayabilir. Zamanla bu durum çekilmez bir hal alır ve yavaştan kavgalar başlar. Yazının en başında evlenme amacından bahsetmemin sebebi işte tam da burada ortaya çıkıyor. Eğer sevdiğiniz için evlenmediyseniz zamanla bir şeyleri hoş görememeye başlarsınız. Her gün birbirinizin yüzüne bakmak ya da birbirinizin sesini duymak çekilmez bir hal alabilir.

Toparlanamayacak bir durumda iseniz boşanmak da evlenme gibi doğal bir süreçtir. Bunu göz önünde bulundurun ve kendinizi eksik hissetmeyin. Yıllardır gördüğüm bir şey var ki herkes evlenebilir ama herkes düzgün şekilde boşanamaz. Boşanma söz konusu olunca duruşma salonlarında taraflar arası öyle cümleler öyle ithamlar ortaya atılır ki ne yatak odası kalır ne de özeliniz kalır. Benden size tavsiye eğer çocuklarınız varsa lütfen onları bu aşamada hırpalamayın ve sürekli onları duruşma salonlarına taşımayın. Kalplerinin ne kadar yaralandıklarını ve ilerde ne gibi zorluklar çekeceklerini tahmin bile edemezsiniz.

Boşanmak istemenin, nafaka almanın ya da mal paylaşımının daha çok sizin lehinize olması için çırpınıyor olabilirsiniz. Ancak çocuklarınızın gözünde o anda nerede olduğunuzu bilmek istemezsiniz. Siz birbirinizden boşanmış olmazsınız çocuklarınız varsa daha mutlu yaşama sahip olabilmeleri için sadece evleri ayırırsınız. Anlaşmazlığınız ve kirli çamaşırlar ortaya döküldükçe hakim gerekli görürse ikinize de çocuğu vermeyebilir. Bu durumda çocuklarınızın Çocuk Esirgeme Yurtları’nda büyümesini istemiyorsanız aranızda anlaşın. Birbirinize olan hıncınızı çocuklardan çıkarmayın. Çocukları sürekli yönlendirmeyin.

Gereken durumlarda ve genel olarak hakim çocukların psikolog eşliğinde görüşülmesini ve anneyi ya da babayı mı istediğinin sordurulmasını isteyebilir. Siz çocukları tembihleseniz bile psikolog çocukların şartlandırıldığını raporuna yazar sadece çocuğunuzu doldurduğunuz ile kalırsınız.

Boşanmayı Düşünüyorsanız Aldatmayın Sizin Zararınıza Olur

Boşanmaya kesin karar verdiyseniz ya da boşanma sinyalleri başladıysa ilk olarak uzak durmanız gereken şey eşinizi aldatmak. Eşim bana ilgi göstermiyordu ya da bana mutluluk vermiyordu, çalışmıyordu, isteklerime cevap vermiyordu gibi cümleler yaptığınız işin yanlışlığını örtmez. Bunun yanında boşanma davasında kusurlu olursunuz. Ödediğiniz veya ödeyeceğiniz maddi tazminatın, nafakanın miktarını aldatılan eşin hayal gücüne bırakıyorum. Boşanma davalarında en büyük kusur evlilik devam ederken eş tarafından yapılan zinadır. Bu arada nafakayı sadece kadın değil erkek de alabilir.

Mal Kaçırmaya Çalışmayın Kanunlardan Kurtulamazsınız

Boşanmayı düşünüyorsunuz ama eşinize daha söylemediniz ve üzerinize kayıtlı ev, araba, arsa her ne var ise sakın başkasının üzerine yapmaya çalışmayın. Boşanmada eğer eş bizim ortak evimizi satmış gibi göstermiş diyorsa eşiniz bunu ispat edebilir. İlk olarak evi ya da mülkü devrettiğiniz tapu kaydı istenir. Tapuda satış olduğu için bir şekilde para almış olmanız gerekir. Kimse para almadan evi satmaz.

Bu durum hayatın olağan akışına aykırıdır. Hakim aldığınız paranın nerede olduğunu sorar. Meblağ yüksek olduğu için eşime ve çocuklarıma harcadım yalanı tutmaz. Hesap hareketleriniz incelenir ya da iş yeriniz varsa ve oraya harcadıysanız iş yerinizde meydana gelen değer artışı oranında mal paylaşımında eşinize karşı borçlu olursunuz.

Aile Konutu Şerhi Kurtarıcınız Olabilir

Eşler olarak birbirinize güvenmiyorsanız ilk ev aldığınızda eve tapu kayıtlarında aile konutu şerhi koyabilirsiniz. Aile konutu şerhi demek ailenin içinde oturduğu ve aile birliğine ait mülk anlamına geliyor. Peki, aile konutu şerhi varsa eşler tek başına bu ev hakkında neleri yapamaz? Eşler birbirlerinin izni olmadan evi satamaz, kefil olarak evi rehin gösteremez, evi ipotek ettiremez, ev için yüksek miktarlarda harcama gerektiren ve evi ilgilendiren konularda tek başına karar veremez.  Diyelim ki evde aile konutu şerhi var ve eşlerden biri evi kentsel dönüşüm kapsamında kat karşılığı olarak müteahhide vermek istedi. Diğer eşin rızası olmadan bunu yapamaz. Yapılacak her işte eşlerden birinin rızası olmadan diğeri evin bakımı ve korunması durumları dışında diğer işleri yapamaz.

Ortada Takılar Var Kimin Olacak?

Düğün takılarınız ya da altınlarınız ortak olarak varsa Yargıtay kararına göre kadına özgülenmiş ziynet eşyası kadının malıdır. Yani küpe, bilezik, zincir, kolye, beşi bir yerde, hal hal, hızma vb. gibi eşyalar kadına ait ziynet eşyası sayıldığı için kadın kendi rızası ile bölüşülmesini istemedikçe ya da bölüşülmesine razı olmadıkça kadının malıdır. Aynı şekilde erkeğe özgü olan altın ya da değerli gümüş, zincir, yüzük, saat, kol düğmesi gibi eşyalar da erkeğin malıdır.

Bunlar dışında kalan altınlarda ise eğer eşler aralarında kadının olduğu konusunda anlaşmışlarsa ve bunu ses kaydı, tanık ya da başka deliller ile ispat edebiliyorlarsa bu durumda anlaşılan şekilde altınlar kadına ait olur. Ancak arada anlaşma yoksa erkek ve kadına özgülenen altın ve değerli eşyalar dışındaki eşyalar eşlerin ortak edinilmiş malı sayılır ve tabi oldukları rejime göre bölünür.

Ülkemizde evlenirken ya da sonrasında başka bir mal rejimi kararlaştırmamışsanız aranızda Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi uygulanır. Kimin ne taktığı konusunda uyuşmazlık yaşanıyorsa ve herkes kimin ailesi ne takmış ise onu almak istiyorsa bu durumda düğün CD, kaset, görüntü, video gibi delil olabilecek türden materyalleri kaybetmeyin saklayın.

Boşanma aşamasında iki taraf için de lazım olacaktır. Tabi altınlar satılıp ev, araba vb şeyler alınmışsa bu durumda aslında kimin ne taktığının pek de bir önemi yoktur. Eşler yatırım amaçlı altınlardan vazgeçmiş olurlar. Bu durumda hakim olaya göre uygun kararı verecektir.

Çocuklarımın Velayetini Alabilir Miyim?

Çocukları görme günleri hakkında mümkün olduğunca uzlaşın ve çocukları görme saatlerini isterseniz kendi aranızda belirleyin. Bu durum genelde daha mantıklı ve uygulanabilir sistem oluyor. Kendi müsaitlik durumunuza göre saatleri belirlediğiniz takdirde ilerde eşiniz çocuğu getirmediğinde polis ile kapısına gitmek zorunda kalmazsınız. Hakim genelde çocuk küçük ise anne lehine karar verir. Çünkü küçük yaşlardaki çocuklar annenin bakım ve gözetimine daha fazla ihtiyaç duyarlar.

Eğer annenin ahlaka aykırı hareketleri yoksa düzenli bir geliri ve yaşamı varsa ve çocuklarına bakım için uygun ortam sağlıyor ise çocuklar genelde anneye verilir. Annenin çalışması zorunlu olmamak ile birlikte nafaka ya da başka ekonomik özgürlük ile çocuklara bakacak yeterliliği göz önünde bulundurulur.

Eğer babanın da aynı şekilde düzenli hayatı, düzenli geliri ve çocuklara bakabilecek imkanı varsa bu durumda çocuklar babaya da verilebilir ya da her birine ayrı ayrı verilebilir. Burada hakim her olayın kendi dinamiği olduğu için ona göre karar verecektir. Şöyle olursa çocuk annede olur böyle olursa babada olur demek çok gerçekçi olmaz.

Boşanma tamamen gerçekleşti ise eşlerin birbirlerine evlilik birliğine dair sorumlulukları kalmadığı için rahatça yaşamını sürdürebilirler. Eğer çocuklar varsa ortada buna uygun hareket etme yükümlülükleri vardır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.