KDK Ücretli Öğretmenlerin Prim Günlerinin Yeniden Hesaplanmasını İstedi

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), okullarda fiilen tam zamanlı mesai harcamalarına rağmen sigorta primleri girdikleri ders saatine göre hesaplanarak eksik bildirilen ücretli öğretmenler için tarihi bir adım attı. Ay içinde 30 günü dolduramayan ve bildirgelerdeki "07-Puantaj" kodu sebebiyle aradaki boş günleri borçlanarak emekliliğe saydıramayan eğitimcilerin mağduriyetini inceleyen Kurum; Millî Eğitim Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na kapsamlı bir tavsiye kararı iletti. Öğretmenliğin yalnızca dersten ibaret olmadığını, hazırlık ve nöbet gibi süreçlerin de mesaiye dahil olduğunu vurgulayan Başdenetçilik, ücretli öğretmenlerin eksik primlerini borçlanabilmesi amacıyla acilen yasal mevzuat düzenlemesi yapılmasını istedi. Bu hamle, yüz binlerce öğretmenin emeklilik hakkı için yeni bir umut kapısı araladı.

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), ücretli öğretmenlerin sigorta prim günlerinin hesaplanmasında yaşanan mağduriyetleri gidermek adına Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) yönelik önemli bir tavsiye kararı aldı. 26 Ekim 2026 tarihinde Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca imzasıyla yayımlanan kararda, öğretmenlerin görev sürelerinin eksik bildirilmesi ve bu sürelerin borçlanılamaması sorununun çözümü için mevzuat değişikliği yapılması önerildi.

Prim Günleri İçin Yeni Ölçüt Önerisi

Kurum, ücretli öğretmenlik dönemlerinin prim günlerinin hesaplanmasında ders yükümlülüklerinin esas alınması gerektiğini belirtti. KDK tarafından belirlenen kriterlere göre; sınıf öğretmenliğinde 12 saat, branş öğretmenliğinde ise 10 saat ve üzeri ders yükü olan dönemlerin tam süreli çalışma esasına göre değerlendirilmesi öngörülüyor. Kararda, öğretmenlik hizmetinin sadece ders saatiyle sınırlı olmadığı; hazırlık ve değerlendirme süreçlerinin de dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Kurumlara Çağrı

SGK'nın mevcut uygulamada kullandığı "07-Puantaj" kodunun çalışmanın niteliğini tam olarak yansıtmadığını belirten KDK, MEB'e bu dönemleri yeniden değerlendirme çağrısında bulundu. SGK'dan ise gerçek çalışma sürelerinin resmi kayıtlar üzerinden incelenmesi ve mevzuat değişikliği için etki analizi yapılması istendi. Tavsiye niteliğindeki bu karar, benzer durumda olan ücretli öğretmenler için emsal teşkil ediyor.

Türkiye’de eğitim sisteminin görünmeyen taşıyıcı unsurlarından olan ücretli öğretmenler, yıllardır hem özlük hakları hem de sosyal güvenlik güvenceleri bakımından ciddi bir hak kaybıyla karşı karşıya. Haftanın her günü okulda bulunmasına ve fiilen tam zamanlıya yakın mesai harcamasına rağmen emeklilik primleri "ders saati" üzerinden parçalı yatırılan ücretli öğretmenler için Kamu Denetçiliği Kurumu’ndan (KDK / Ombudsmanlık) çok kritik bir emsal karar çıktı.

Kamu Başdenetçiliği makamınca yayımlanan tavsiye kararında; Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) mevzuat kaynaklı bu kilitlenmeyi çözmek adına acilen yasal düzenleme yapması gerektiği vurgulandı.

Sorunun Kaynağı: "7,5 Saat" Hesabı ve "07-Puantaj" Kodu

Ücretli öğretmenlerin emeklilik hayallerini çıkmaza sokan temel mekanizma, SGK bildirimlerindeki hesaplama yönteminden kaynaklanıyor. Yürürlükteki uygulamaya göre:

  1. Ders Saati Bölünmesi: Ücretli öğretmenlerin prim günleri, ay boyunca girdikleri toplam ders saatinin günlük yasal çalışma süresi olan 7,5 saate bölünmesiyle belirleniyor.
  2. Eksik Prim: Haftada azami 30 saat derse giren bir öğretmen dahi bir ayda en fazla 16 ila 18 gün prim kazanabiliyor. Dolayısıyla aynı okulda tam ay çalışan bir ücretli öğretmenin hanesine ayda en az 12-14 günlük boşluk (eksik gün) yazılıyor.
  3. Puantaj Engeli: Bu eksik süreler SGK’ya çoğunlukla "07-Puantaj Kayıtları" eksik gün koduyla bildiriliyor.

Esas tıkanıklık da tam bu noktada başlıyor: Mevcut sosyal güvenlik uygulamasında "07-Puantaj" koduyla bildirilen süreler için ilgililere geriye dönük prim borçlanması (parasını cebinden ödeyerek günü 30’a tamamlama) hakkı tanınmıyor.

Hukuki Kör Düğüm: 5510 ile 4857 Sayılı Kanun Arasındaki Uyuşmazlık

Konuyu KDK gündemine taşıyan başvuru, okulun açık olduğu tüm iş günlerinde görev yaptığını resmi puantaj cetvelleriyle ispatlayan bir öğretmenin, eksik günlerini borçlanma talebinin SGK tarafından reddedilmesiyle başladı.

Kurumlar arasındaki hukuki çıkmaz şu gerekçelere dayanıyor:

Sonuç olarak iki kamu idaresinin mevzuat yorumları arasında kalan öğretmenler; her gün okula gitmelerine rağmen prim günlerini tamamlayamıyor ve emeklilik haklarına erişemiyor.

KDK'nın Tespiti: "Öğretmenlik Sadece Sınıfta Geçen Dakikalardan İbaret Değildir"

Kamu Denetçiliği Kurumu, yaptığı hukuki incelemede son derece çarpıcı ve mesleğin doğasını gözeten tespitlerde bulundu:

İki Kuruma Çifte Tavsiye: Ne Yapılması Gerekiyor?

Kamu Başdenetçisi imzasıyla taraflara gönderilen tavsiye kararında çözüm için iki somut adım işaret edildi:

  1. Sosyal Güvenlik Kurumu’na: 30 günden az bildirilen ve yasal boşluk nedeniyle borçlanılamayan bu sürelerin öğretmenler tarafından borçlanılabilmesini sağlamak adına ilgili kanun ve yönetmeliklerde değişiklik ihtiyacının değerlendirilmesi tavsiye edildi.
  2. Millî Eğitim Bakanlığı’na: Geçmiş yıllarda ücretli öğretmenlik yapan personelin haftalık ders çizelgeleri, sınıf/branş ayrımı ve okulda geçirdikleri fiili süreler dikkate alınarak prim ödeme gün sayılarının hakkaniyete uygun biçimde yeniden hesaplanması önerildi.

Bundan Sonraki Süreç Nasıl İşleyecek?

KDK tavsiye kararları doğrudan icrai bir kanun hükmü doğurmasa da, idarelerin mevzuat reformu yapmasında ve yargı süreçlerinde en güçlü hukuki dayanaklardan biri kabul ediliyor. Yasa gereği MEB ve SGK’nın bu tavsiye kararına karşı 30 gün içerisinde bir yanıt vermesi ve tutumunu bildirmesi gerekiyor.

Eğer Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile MEB bu tavsiye doğrultusunda bir torba yasa veya yönetmelik değişikliği adımı atarsa:

Merak Edilen Sorularla Sürecin Perde Arkası

1. Ücretli öğretmenler hemen SGK'ya gidip eksik günlerini borçlanabilir mi?

Hayır, şu an için bireysel başvuruyla borçlanma yapılamıyor. KDK’nın kararı doğrudan kanun değiştiren icrai bir hüküm değil, ilgili bakanlıklara iletilen bağlayıcı olmayan bir "tavsiye kararı" niteliğindedir. Dolayısıyla TBMM’de 5510 sayılı Kanun’da bir değişiklik yapılmadan ya da SGK bir genelge yayımlamadan mevcut sistemde yapılacak borçlanma başvuruları SGK tarafından mevzuat gereği reddedilmeye devam edecektir.

2. Eksik gün kodunun "06-Kısmi İstihdam" olarak değiştirilmesi sorunu tek başına çözer mi?

Hayır, çözmüyor. KDK dosyasındaki en kritik tespitlerden biri de budur. Öğretmenler bildirim kodunun "07-Puantaj" yerine "06-Kısmi İstihdam"a dönüştürülmesini talep etse dahi, SGK; "Ücretli öğretmenler 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında bir kısmi süreli sözleşmeye tabi değildir" diyerek borçlanmayı yine engellemektedir. Çözüm, sadece kod değişikliğinde değil; 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesine ücretli öğretmenleri de kapsayan açık bir yasal fıkra eklenmesindedir.

3. KDK'nın bu tavsiyesinden sonra MEB ve SGK yasal düzenleme yapmak zorunda mı?

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu uyarınca, KDK kararları idareler üzerinde doğrudan zorlayıcı bir ceza veya iptal yaptırımına sahip değildir. Ancak MEB ve SGK’nın bu karara istinaden 30 gün içinde KDK’ya gerekçeli bir cevap verme zorunluluğu bulunmaktadır. İdareler öneriyi kabul edip yasa çalışması başlatabileceği gibi, olumsuz yanıt da verebilir. Buna rağmen KDK kararları, hem Meclis’e sunulacak kanun tekliflerinde hem de öğretmenlerin İş Mahkemeleri ve Danıştay’da açacağı emsal davalarda en güçlü hukuki delil niteliğini taşır.

4. Olası bir yasal düzenleme EYT ve emeklilik haklarını nasıl etkileyecek?

Eğer KDK’nın önerdiği mevzuat reformu hayata geçerse, geçmişte veya günümüzde ücretli öğretmenlik yapmış yüz binlerce eğitimcinin önü açılacak. Ayda 16-18 gün üzerinden yatırıldığı için yıllar geçmesine rağmen prim şartını dolduramayan öğretmenler; geriye dönük aradaki boş günlerin primini ödeyerek (borçlanarak) gün sayılarını 30 güne tamamlayabilecek. Bu durum, özellikle sigorta başlangıcı eski olup prim eksiği nedeniyle EYT veya normal yaştan emeklilik hakkını kullanamayan öğretmenlerin doğrudan emekli olabilmesini sağlayacak.

Sonuç ve Beklenti

KDK’nın aldığı bu karar; sınıfta kadrolu meslektaşlarıyla aynı müfredatı işleyen, aynı nöbeti tutan ve aynı sorumluluğu üstlenen ücretli öğretmenlerin yıllardır biriken sosyal güvenlik adaletsizliğini devletin en üst denetim organı düzeyinde tescillemiştir. Şimdi gözler, MEB ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önümüzdeki 30 gün içinde vereceği yanıta ve Meclis gündemine taşınması beklenen torba yasa ihtimallerine çevrilmiş durumda.